Detaylı bilgi için betmatik adresini ziyaret edebilirsiniz.
Antik DNA ile yapılan son araştırmalar, vebanın insanları 5.500 yıl önce de tehdit ettiğini ortaya koydu. 18 Haziran 2026 üzerinden yayımlanan çalışmada, Doğu Sibirya’daki Baykal Gölü çevresinde bulunan avcı-toplayıcı mezarlarından elde edilen kalıntılar incelendi. Araştırma ekibi, antik dişlerden elde edilen DNA örneklerini analiz ederek, Yersinia pestis bakterisinin daha önce bilinmeyen eski türlerini belirledi. İncelenen 46 bireyden 18’inde veba bakterisine ait genetik izlere ulaşıldı; bu oran, Orta Çağ’a ait bazı mezarlıklardaki oranlardan bile daha yüksek olarak kaydedildi.
Bu çalışma, Kopenhag Üniversitesi ve uluslararası işbirlikleriyle gerçekleştirildi ve bulgular Nature dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, mezarlıklardaki ölümler arasında gözlemlenen anormal dağılımın uzun yıllardır bir muamma olduğunu ifade etti. Özellikle çocuklar ve gençler arasındaki yüksek ölüm oranları dikkat çekti. Radyokarbon tarihleme verileri, birçok bireyin kısa bir zaman diliminde yaşamını yitirdiğini gösterdi; bazı durumlarda kardeşlerin veya ebeveyn-çocuk çiftlerinin aynı dönemde öldüğü tespit edildi.
Bilim insanları, bu bulguların toplumlarda tehlikeli veba salgınlarının yaşandığını düşündürdüğünü belirtti. Alberta Üniversitesi’nden arkeolog Andrzej Weber, yıllardır açıklanamayan yüksek çocuk ölümleri ile veba arasında bir bağlantı olabileceği görüşünde.
Daha önceki araştırmalar, erken dönem veba türlerinin büyük salgınlara yol açamayacak kadar zayıf olduğu düşüncesindeydi; ancak en son elde edilen genetik veriler farklı bir durumu işaret ediyor. Araştırmacılar, antik veba türlerinde daha sonraki dönemlerde görülmeyen özel genetik faktörlerin varlığını keşfetti. Bu yapıların bağışıklık tepkilerini güçlendirerek enfeksiyonları daha ölümcül hale getirmiş olabileceği ifade edildi.
Kopenhag Üniversitesi’nden Doç. Dr. Martin Sikora, antik veba türlerinin pireler aracılığıyla yayılma mekanizmasına sahip olmamasına rağmen ciddi oranda ölümcül olabileceğini dile getirdi. Araştırmanın bir diğer önemli katkısı ise vebanın kökenine dair yeni ipuçları sunması oldu; bilim insanları elde ettikleri bulgularla hastalığın Orta Asya ya da Kuzeydoğu Asya kökenli olduğu fikrini desteklediklerini belirtti.
Arkeolojik veriler de araştırmaya dahil edilen avcı-toplayıcı toplulukların günümüzde hala veba taşıyabilen dağ sıçanlarıyla yakın temas halinde olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, hastalığın bu enfekte hayvanlardan insanlara geçiş yapmış olabileceğini ve tarih öncesi dönemde ciddi salgınlara yol açtığını değerlendiriyorlar.
Güncel erişim için betmatik giriş sayfasını inceleyebilirsiniz.